26 Eylül 2011 Pazartesi

Birgün...

Merhaba..

Yine normal bir akşam buluşması için hazırlandılar. Diğer günlere nazaran biraz daha şık giyinmişlerdi. Oğlan sevgilisini evinden almak için yola çıkmış,  hazırlamış olduğu gecenin anlam ve önemine uygun müzikler ile doldurduğu cd'yi dinleyerek gidiyordu. Kız ise makyajındaki son hazırlığını tamamlıyordu. Genç delikanlı akşamın ilerleyen saatlerine karşı düm ihtimalleri göz önüne alarak hazırlıklarında pürüz çıkmaması, mükemmel bir akşam olması için yoğun bir çaba sarf ediyordu. Kızımız ise başına geleceklerden bir haber sevgisini paylaştığı kişi doğum gününü güzel bir şekilde geçireceğini düşünüyor ve mutluluğu yaşıyordu o an sadece. 

Delikanlı biraz fazla bekleyeceğini bildiği için tüm hazırlığını da ona göre yapmıştı. Nihayetinde kapı açıldı. "Prensesim geldi işte.." dedi içinden. Delikanlının Prensesi de "Neden bu heyecanıma engel olamıyorum her gördüğümde?" diye düşünüyordu kapıda karşılaştıklarında. Bu karşılıklı güzel düşüncelerini az sonra yola çıkınca dile getirdiler ve yine düşündükleri aynıydı. Nasıl olmuştu da böylesine birbirlerini bulmuşlardı?

Gidecekleri yere kadar günlük sohbetlerini yaptılar. Yolculukları uzundu ve şanslarına haftasonuna denk gelmişti. İkisi de ilk kez gidiyorlardı. Şirin ve gerçek bir köy olan Ayvalık-Cunda'ya. 2 saatlik yolculukları boyunca gündelik sohbetlerinden başladıkları konuşma kendilerine en güzel yol sohbeti olacak iltifatlar ile devam etmişti. Uzun sayılabilecek yolculukları bitmişti. Delikanlı hızlı davranarak aracın kapısını açtı. Bu nazik hareketi içten içe bekleyen kız mutluluğunu gözlerinden yansıtıyordu. 
Kol kola girerek gidecekleri Ada Restaurant'a  giriş yaptılar. Bu sırada  Bu şarkı duyulmaya başladı restoran içerisinde. Genç kız şarkının yumuşaklığına kendini kaptırmış, koluna girdiği delikanlının onu götürdüğü masaya doğru ilerliyordu. Genç oğlanın özel olarak ayarlattığı restoranın üst katına çıktılar. Sandalyesi hazırlanan genç kız basit bir doğum günü geçireceklerini düşünmüş, şu an gördükleri karşısında şaşkınlığını içine atmıştı. Belli etmemeliydi. Tüm beklentileri değişmiş, olacaklara karşı hiç bir fikir bulamıyordu. İkisi de masaya oturduklarında garson servisini aldı. Oğlan gözlerini tam karşıya, o aşkı bulduğu gözlere bakıyordu. Prensesinin elini tuttu. Aradığı gücü tuttuğu ellerde bulmuştu. Artık heyecanını bastırabiliyordu.
- Hatırlarmısın tanıştığımız ilk günü? Hayatımın tesadüfü oldun benim için. O günü unutmayacağım hiç bir zaman. O gün sayesinde burada seninleyim. dedi. Genç kız sadece dinliyordu. Sanki bir kelime etse yaşadıkları o bakışmanın büyüsü bozulacak gibiydi.
- Her gün seninle birlikte olmanın mutluluğu ile uyanıyorum. Bunu sen de biliyorsun, bundan yıllar önce doğduğun bu günü en güzel şekilde yaşatmak, en mutlu olacağın şekilde şu an sevgimi, duygularımı paylaşmak ve şu an sana verilebilecek en güzel doğum günü armağanını veriyorum. Sana olan sevgimi... diye devam etti genç delikanlı. Gözlerini kırpmadan prensesinin gözlerine bakıyordu. Kendi  duygularını okuyordu sanki kızın gözlerinden. Kız her ne kadar dile getirmese de aynı duyguları ve heyecanı hissedebiliyordu delikanlı, ikisi de bu anın bitmesini istemiyordu. Romantik tarzda çalan şarkılar ikisine de bulutların üzerinde yaşıyormuş gibi hissetiriyordu. Delikanlı sözlerine;
- Tanıştığımız günden bugüne kadar hayatın acısını da mutluluğunu da beraber yaşadık seninle. Seninle geçirdiğim her günü düşününce geleceğimde de aynı güzel günleri yaşayacağımdan adım gibi eminim, diyerek devam etti.  Çalan şarkı ikisinin de kalplerine hitap ediyordu
Genç kız kalbinde biraz daha fazla ağırlık hissetmeye başladı. Kalbinin sevgiyle bu kadar dolu olduğunu bir kez daha tüm gerçekliğiyle gördü. Bitmeyen bir an yaşıyorlardı. Delikanlı da bu yaşadıkları anı şu sözlerle devam ettirdi.
- Seninle birlikte olmamın benim için ne kadar büyük bir önemi olduğunu biliyorsun. Aynı şekilde senin de aynı düşüncelere sahip olduğunu biliyorum. Bu mutlu günümüzü ömür boyu sürdürmek istiyorum. Benimle birlikte bir ömür boyu sürecek mutlu bir beraberlik için Benimle Evlenirmisin?

Bu sırada kırmızı kadife kutu içerisindeki pırlanta gözükmeye başlamıştı.  Böyle bir hediye beklemeyen genç kız şaşkınlıkla yutkundu. Tek bir kelime çıkabildi dudaklarından...
"Evet!"...











0 fikrini paylaşan:

Yorum Gönder